REKLAM
grafiker07
PROFIL   RESIMLER   BLOGLAR   MISAFIR DEFTERI   ARKADASLAR   FAVORILER   VIDEOLAR  
 


Gosterilen 37 - 45 arasi, toplam 50 Blog mevcut.


<< Ilk  < Onceki | Sayfa:  2 | 3 | 4 | 5 | 6 | Ileri >  Son >>


ayak izleri
Gönderme zamanı 01/01/2009 21:51:29

ADAMIN BİRİ BİR GECE BİR RÜYA GÖRMÜŞ:

UPUZUN BİR KUMSAL BOYUNCA YANINDA TANRI İLE

YÜRÜYORMUŞ. ONLAR YÜRÜRKEN TAM

KARŞILARINDAKİ GÖKYÜZÜNDEN DE BİR FİLM ŞERİDİ

GİBİ ADAMIN HAYATINDAN SAHNELER GEÇİYORMUŞ.

KUMSAL, ADAMIN HAYAT YOLU İMİŞ SANKİ...


ADAM KUMDA İKİ ÇİFT AYAK İZİ KALDIĞINDA DİKKAT

ETMİŞ... BİR ÇİFTİ KENDİSİNİN BİR ÇİFTİ TANRININ.

HAYATININ SON SAHNESİ DE GÖKYÜZÜNDEN

GEÇTİKTEN SONRA ADAM, KUMDAKİ AYAK İZLERİNE

BOYDAN BOYA BİR DAHA BAKMIŞ VE BİRDEN

BİR ŞEY DİKKATİNİ ÇEKMİŞ.


HAYAT YOLUNUN PEK ÇOK BÖLÜMÜNDE KUMDA

SADECE BİR ÇİFT AYAK İZİ GÖRÜLÜYORMUŞ VE

ADAM DEHŞET İÇİNDE FARKETMİŞ Kİ ,

AYAK İZLERİ, HAYATININ EN KÖTÜ, EN ACI ANLARINDA

TEKE İNİYOR. BU KEŞFİ ONU FENA HALDE RAHATSIZ

ETMİŞ VE TANRI'YA SORMAYA KARAR VERMİŞ.

TANRIM! EĞER SANA İNANIRSAM SENİN YOLUNDAN

GİDERSEM HER ZAMAN YANIMDA OLACAĞINI, HER

ZAMAN YANIBAŞIMDA YÜRÜYECEĞİNİ SÖYLEMİŞTİN...

OYSA, HAYAT YOLUMA BAKIYORUM. EN ZORLU,

EN KÖTÜ, EN ACILI ANLARIMDA SADECE BİR ÇİFT

AYAK İZİ GÖRÜYORUM KUMDA... ANLAYAMIYORUM

TANRIM, ANLAYAMIYORUM... HAYATIN KOLAY

GÜNLERİNDE YANIMDA YÜRÜYORSUN DA SANA EN

MUHTAÇ OLDUĞUM ANLARDA BENİ NİYE TERKEDİYORSUN?


TANRI GÜLÜMSEYEREK CEVAP VERMİŞ: SEVGİLİ,

ÇOK SEVGİLİ EVLADIM... BEN SENİ ÇOK SEVDİM

VE HİÇ TERKETMEDİM. HAYAT YOLUNDAKİ O ZORLU

SINAV GÜNLERİNDE YANİ EN ACILI EN KÖTÜ ANLARINDA

KUMDA HEP BİR ÇİFT AYAK İZİ GÖRDÜN.

DİKKAT ET! AYAK İZLERİ TEKE İNDİĞİNDE DERİNLEŞİYOR.

ÇÜNKÜ; O SIRALARDA BEN, SENİ KUCAĞIMDA TAŞIYORDUM...

 

Etiketler: Grafiker 07


altın renkli boş kutu
Gönderme zamanı 01/01/2009 21:25:25

...Bir süre önce bir arkadaşım,
üç yaşındaki kızını, bir rulo altın renkli kaplama kağıdını
ziyan ettiği için cezalandırmıştı.
Durumları iyi değildi ve kızının, kâğıtları
ağacın altına koyacağı bir kutuyu süslemeye harcaması
onu çok sinirlendirmişti.

Buna rağmen küçük kız,
ertesi sabah hediyeyi babasına getirdi
ve "Bu senin için babacığım." dedi.
Arkadaşım, gösterdiği tepki için kendini suçlu hissetti
ama kutunun boş olduğunu görünce için için sinirlenmekten de
kendini alamadı.

Kızına bağırdı:
"Birine bir hediye verdiğin zaman
içinin dolu olması gerektiğini bilmiyor musun?”.
Küçük kız babasına yaşlı gözlerle baktı ve şöyle dedi:
"Ama babacığım, kutu boş değil ki.
Ben kutunun içine öpücüklerimi üflemiştim.
Hepsi senin için babacığım."

Babanın içi paramparça olmuştu;
kızını kucakladı ve onu affetmesi için yalvardı.

Arkadaşım, bu altın renkli kutuyu yatağının baş ucunda
yıllarca sakladığını anlattı bana.
Ne zaman cesaretini kaybetse,
kutunun içinden hayali bir öpücük çıkarıyor
ve onu oraya koyan çocuğunun sevgisini hatırlıyordu.

Gerçek anlamda bakmak gerekirse, hepimiz,
arkadaşlarımız ve ailelerimiz tarafından
bize sunulan, karşılıksız sevgi ve
öpücüklerle dolu altın renkli kutulara sahibiz.

Dünyada sahip olabileceğimiz
daha değerli bir şey olamaz.

Hayata iyi bakın...

Etiketler: Garfiker 07


BÜYÜK AŞK
Gönderme zamanı 01/01/2009 00:22:31

Bir otobüs duraginda karsilasmislardi ilk kez.... Biri tipta okuyordu,öbürü mimarlikta.

O ilk karsilasmadan sonra, bir kere, bir kere, bir kere daha karsilasabilmek için, hep ayni saatte, ayni duraktan, ayni otobüse bindiler. Gençtiler, çok genç... Birbirileriyle konusacak cesareti bulmalari biraz zaman aldi ama sonunda basardilar.

Ikisi de her sabah otobüse bindikleri semtte oturmuyorlardi aslinda. Delikanli arkadasinda kaldigi için o duraktan binmisti otobüse, kiz ise ablasinda....

Sirf birbirilerini görebilmek için, her sabah erkenden evlerinden çikip, sehrin öbür ucundaki o duraga, onlarin duragina geldiklerini, gülerek itiraf ettiler bir süre sonra...

Okullarini bitirince hemen evlendiler. Mutluydular hem de çok mutlu...

Bazen issiz, bazen parasiz kaldilar ama öylesine siki kenetlenmisti ki yürekleri ve elleri hiçbir seyi umursamadilar. Ayin sonunu zor getirdikleri günlerde de ünlü bir doktor ve ünlü bir mimar olduklarinda da hep mutluydular.

Zaman asimina ugrayan, aliskanliklara yenik düsen, banka hesabinda para kalmadigi için ya da tam tersine o hesabi daha da kabarik hale getirmek uguruna bitip-tükeniveren sevgilerden degildi onlarinki...

Günler günleri, yillar yillari kovaladikça sevgileri de büyüdü, büyüdü...

Tek eksikleri çocuklarinin olmamasiydi. Zorlu bir tedavi sürecine ragman çocuk sahibi olmayinca, bütün mutluluklarin bizim olmasini beklemek, bencillik olur diyerek devam ettiler hayatlarina. Çocuk yerine, sevgilerini büyüttüler...

Senin için ölürüm? derdi kadin, simsiki sarilip adama ve adam

Hayir,

ben senin için ölürüm diye yanit verirdi hep...

Bazen eve geldiginde, aynanin üzerinde bir not görürdü kadin, Bir tanem, kütüphanenin ikinci rafina bak....

Kütüphanenin ikinci rafinda baska bir not olurdu,

Mutfaktaki masanin üzerine bak ve seni çok sevdigimi sakin unutma?

Mutfaktaki masadan, salondaki dolaba sevgi dolu notlari okuya okuya kosturan kadin, sonunda kimi zaman bir demet çiçek, kimi zaman en sevdigi çikolatalar, kimi zaman da pahali armaganlarla karsilasirdi...

Aldigi hediyenin ne oldugu önemli degildi zaten....

Hayat ne kadar hizli akarsa aksin, isleri ne kadar yogun olursa olsun hep birbirlerine ayiracak zaman buluyorlardi bulmasina ama kirkli yaslarin ortalarina geldiklerinde, daha az çalismaya karar verdiler.

Adam, hastaneden ayrildi ve muayenehanesinde hasta kabul etmeye basladi. Kadin da mimarlik bürosunu kapadi ve sadece özel projelerde görev aldi. Artik daha fazla beraber olabiliyorlardi.

Bir gün sahilde dolasirken, harap durumda bir ev gördü kadin, üzerinde satilik levhasi asili olan.

Ne dersin, bu evi alalim mi? dedi adama.

Bu viraneyi yiktirir, harika bir ev yapariz.

Projeyi kafamda çizdim bile. Kocaman terasi olan, martilari kahvaltiya davet edecegimiz bir deniz evi yapalim burayi...? ?Sen istersin de ben hiç hayir diyebilirmiyim?

diye yanit verdi adam.

Amerikadaki tip kongresinden döner dönmez ararim emlakçiyi... Kaç para olursa olsun, burasi bizimdir artik....

Sadece bir hafta ayri kalacaklarini bildikleri halde, ayrilmalari zor oldu adam Amerika'ya giderken. Her gün, her saat konustular telefonla.

Gözyaslari içinde kucaklastilar havaalaninda. Fakat birkaç gün sonra, kocasinda bir tuhaflik oldugunu fark etti kadin.

Eskisi kadar mutlu görünmüyor, konusmaktan kaçiniyordu. Onu neselendirmek için, sahildeki evi hatirlatti ve çizdigi projeyi verdi kadin ama hiç beklemedigi bir cevap aldi:

Canim, o ev bizim bütçemizi asiyor. Sen en iyisi o evi unut...? Mutsuzluk, mutlulugun tadina alismis insanlara daha da aci, daha da çekilmez gelir.

Kadin, hiç sevmedi bu beklenmedik misafiri. Derdini söylemesi için yalvardi adama, Senin için ölürüm, biliyorsun, ne olur anlat? diye dil döktü bos yere...

Yillardir sevdigi adam, duyarsiz ve sevgisiz biriyle yer degistirmisti sanki. Ona ulasmaya çalistikça, beton duvarlara çarpiyordu kadin, her çarpmada daha fazla kaniyordu yüregi... Bir gün,

çocuklugunun, gençliginin ve bütün hayatinin birlikte geçtigi arkadasina dert yanarken,

Artik dayanamiyorum, sana söylemek zorundayim?

diye sözünü kesti arkadasi.

O, seni aldatiyor. Is yerimin tam karsisindaki restoranda genç bir kadinla yemek yiyiyor her öglen. Sonra sarmas dolas biniyorlar arabaya....

Sus, sus çabuk, duymak istemiyorum bu yalanlari?

diye bagirdi kadin.

Onca yillik arkadasini, kendisini kiskanmakla suçladi.... Ertesi gün, ögle vakti o restoranin hemen karsisinda bir köseye sindi sessizce ve peri masallarinin sadece masal oldugunu anladi... Kocasinin eskiden ayni hastanede çalistigi genç çocuk doktorunu tanidi hemen.

Bazen evlerinde agirladiklari kadina nasil sarildigini gördü adamin... Aksam kocasi eve gelir gelmez, bazen bagirip, bazen aglayarak, bazen ona simsiki sarilip bazen de yumruklayarak haykirdi suratina her seyi. Inkar etmedi adam.

Zamanla duygularin degisebildigi, insanlarin orta yasa geldiklerinde farklilik aradigi gibi bir seyler geveledi agzinda ve bavulunu alip gitti evden.

Kapidan çikarken, son bir kez kucaklamak isterim seni? diyecek oldu ama kadin, defol dedi nefretle...

Ilk celsede bosandilar... Modern bir ask hikayesinin böyle son bulmasina kimse inanamadi.

Arkadaslarinin destegiyle ayakta kalmaya çalisti kadin. Adamin, sevgilisiyle birlikte Amerika'ya yerlestigini ögrendi.

Bazen yalniz kaldiginda, onu hala sevdigini hissedince, aglama nöbetleri geçiriyor,

askin yerini, en az onun kadar yogun bir duygu olan nefretin almasi için dua ediyordu. Aradan bir yil geçti...

Her seyin ilaci oldugu söylenen zaman bile, kadinin derdine çare olamamisti.

Bir sabah, israrla çalan zilin sesiyle uyandi. Kapiyi açtiginda, karsisinda o kadini gördü. Sen, buraya ne yüzle geliyorsun? diye bagirmak istedi ama sesi çikmadi.

Lütfen, içeri girmeme izin ver, mutlaka konusmamiz gerekiyor, dedi genç kadin. Kanepeye ilisti ve zor duyulan bir sesle konusmaya basladi:

Hiçbir sey göründügü gibi degil aslinda. Çok üzgünüm ama o bir saat önce öldü. Geçen yil Amerika'daki kongre sirasinda ögrendi hastaligini ve yaklasik bir senelik ömrü kaldgini. Buna dayanamayacagini, hep söyledigin gibi onunla birlikte ölmek isteyecegini biliyordu. Seni kendinden uzaklastirmak için, benden sevgilisi rolünü oynamami istedi. Ailesine de haber vermedi. Birlikte Amerika'ya yerlestigimiz yalanini yaydi.

Oysa ilk karsilastiginiz otobüs duraginin karsisinda bir ev tutmustu. Tedavi görüyor ve kurtulacagina inaniyordu ama olmadi. Gece fenalasmis, bakicisi beni aradi, son anda yetistim. Sana bu kutuyu vermemi istedi...

Gözlerinden akan yaslari durduramayacagini biliyordu kadin. Hemen oracikta ölmek istiyordu. Eline tutusturulan kutuyu açmayi neden sonra akil edebildi. Itinayla katlanmis bir sürü kagit duruyordu kutuda. Ilk kagitta, Lütfen bütün notlari sirayla oku bir tanem... diyordu...

Sirayla okudu;  Seni çok sevdim?, Seni sevmekten hiç vazgeçmedim, Senin için ölürüm derdin hep, dogru söyledigini bilirdim. Fakat benim için ölmeni istemedim . Simdi bana söz vermeni istiyorum. Benim için yasayacaksin, anlastik mi?  son kagidi eline alirken, kutuda bir anahtar oldugunu gördü kadin... Ve son kagitta sunlar yaziliydi: Sahildeki evimizi senin çizdigin projeye göre yaptirdim. Kocaman terasta martilarla kahvalti ederken, ben hep seni izliyor olacagim....?

Etiketler: Grafiker 07


yeni yıl mesajı
Gönderme zamanı 12/31/2008 23:03:16

sayın  site kurucularımın  adminlerimin ve sanal kahve dostlarının yeni yılı kutlu olsun       Kardeşliğin doğduğu, sevgilerin birleştiği, belki durgun, belki yorgun, yine de mutlu, yine de umutlu, yine de sevgi dolu nice yıllara!    grafiker 07       

Etiketler: Grafiker 07


sensiz sabah olmuyor
Gönderme zamanı 12/26/2008 19:06:28

Buralarda cok yalnızım
Ariyorum her an seni
acılarım son bulurdu
tutabilsem ellerini

Sensiz sabah olmuyor
uyaniyorum ansızın
sensiz gün dogmuyor
ah yalnızım çok yalnızım

Aşılmaz yollardayım,
bir garip diyardayım
öyle çok özledim ahh
doluyor , gözlerim ahh
yanıyor , bedenim ahh
yalnızım çok yalnızım

Sensiz sabah olmuyor
uyanıyorum ansızın
sensiz gün dogmuyor
ah yalnızım çok yalnızım

karanlıkdan niye kaçıyorum ah
düsünceler alır beni
dalga dalga sana geliyorum ah
rüyalarda , geceleri

Sensiz sabah olmuyor
uyaniyorum ansizin
sensiz gün dogmuyor
ah yalnızım çok yalnızım

Aşılmaz yollardayım,
bir garip diyardayım
öyle çok özledim ahh
doluyor , gözlerim ahh
yanıyor , bedenim ahh
yalnızım çok yalnızım

Sensiz sabah olmuyor
uyaniyorum ansizin
sensiz gün dogmuyor
ah yalnızım çok yalnızım

Etiketler: Grafiker 07


KORKARAK YAŞIYORSAN
Gönderme zamanı 12/25/2008 08:17:16

KORKARAK YAŞIYORSAN

Öyle bir hayat yaşadım ki;
Cenneti de gördüm cehennemi de

Öyle bir aşk yaşadım ki,
Tutkuyu da gördüm, pes etmeyi de.

Bazıları seyrederken hayatı en önden
Kendime bir sahne buldum oynadım.

Öyle bir rol vermişler ki;
Okudum, okudum anlamadım.

Öyle bir hayat yaşadım ki;
Son yolculukları erken tanıdım

Öyle çok değerliymiş ki zaman
Hep acele etmem bundan anladım.

Kendi kendime konuştum bazen evimde
Hem kızdım, hem güldüm halime.

Sonra dedim ki,
Söz ver kendine!

Denizleri seviyorsan,
Dalgaları da seveceksin.

Sevilmek istiyorsan,
Önce sevmeyi bileceksin.

Uçmayı seviyorsan,
düşmeyi de bileceksin

Korkarak yaşıyorsan,
Yalnızca; hayatı seyredersin...

Etiketler: GRAFİKER 07


çiçekle suyun hikayesi
Gönderme zamanı 12/25/2008 08:03:30

ÇİÇEKLE SUYUN HİKAYESİ


Günün birinde bir çiçekle su karşılaşır ve arkadaş olurlar.

İlk önceleri güzel bir arkadaşlık olarak devam eder
birliktelikleri, tabii zaman lâzımdır birbirlerini tanımak için.

Gel zaman, git zaman çiçek o kadar mutlu olur ki, mutluluktan
içi içine sığmaz artık ve anlar ki, su'ya aşık olmuştur.

İlk kez aşık olan çiçek, etrafa kokular saçar,
"Sırf senin hatırın için ey su" diye...

Öyle zaman gelir ki, artık su da içinde çiçeğe karşı
birşeyler hissetmeye başlamıştır. Zanneder ki,
çiçeğe aşıktır ama su da ilk defa aşık oluyordur.

Günler ve aylar birbirini kovalalar ve çiçek acaba
"Su beni seviyor mu?" diye düşünmeye başlar.

Çünkü su, pek ilgilenmez çiçekle... Halbuki çiçek,
alışkın değildir böyle bir sevgiye ve dayanamaz.

Çiçek, suya "Seni seviyorum der. Su, "Ben de seni
seviyorum" der. Aradan zaman geçer ve çiçek
yine "Seni seviyorum" der.
Su, yine "Ben de" der.
Çiçek, sabırlıdır. Bekler, bekler, bekler...

Artık öyle bir duruma gelir ki, çiçek koku saçamaz
etrafa ve son kez suya "Seni seviyorum." der.

Su da ona "Söyledim ya ben de seni seviyorum." der
ve gün gelir çiçek yataklara düşer. Hastalanmıştır çiçek
artık. Rengi solmuş, çehresi sararmıştır çiçeğin.
Yataklardadır artık çiçek. Su da başında bekler
çiçeğin, yardımcı olmak için sevdiğine...

Bellidir ki artık çiçek ölecektir ve son kez zorlukla
başını döndürerek çiçek, suya der ki; "Seni ben,
gerçekten seviyorum." Çok hüzünlenir su bu durum
karşısında ve son çare olarak bir doktor çağırır
nedir sorun diye...Doktor gelir ve muayene eder
çiçeği. Sonra şöyle der doktor: "Hastanın durumu
ümitsiz artık elimizden birşey gelmez."

Su, merak eder, sevgilisinin ölümüne sebep olan hastalık
nedir diye ve sorar doktora. Doktor, şöyle bir
bakar suya ve der ki: "Çiçeğin bir hastalığı yok dostum...
Bu çiçek sadece susuz kalmış, ölümü onun için" der.

Ve anlamıştır artık su, sevgiliye sadece
"Seni seviyorum" demek yetmemektedir...

Etiketler: GRAFİKER 07


HATRINA DÜŞECEĞİM
Gönderme zamanı 12/25/2008 07:46:30

HATIRINA DÜŞECEĞİM

Kopkoyu bir sis içinde bir akşam
Hatırına düşeceğim belki
Bir an ıslayacak yağmur yüzünü
Birden o tatlı demleri hatırlayacaksın
Sonra sıcak yatağında
Uzun uzun ağllayacaksın.
Ağlayacak!

Boğazında bir şeyler düğümlenecek
Ah yanımda olsaydı diyeceksin
Tüm yıldızlar gülecek haline
Ay da göz kırpacak
İliklerine işleyecek bensizlik.
Kahrolacaksın...!

Bir sigara tüttüreceksin ihtimal
Ufku seyredeceksin saatlerce
Bir rüzgâr kopçalayacak yüzünü
Sonra hayalim gelecek karşına
Bir şiirimi mırıldanacaksın
Hıçkıracaksın..!

Gönlünden atamadığın gibi
Kafandan da silemeyeceksin beni
Düşlerine gireceğim her gece
İnce bir hüzün bürüyecek yüzünü
Ve çırılçıplak gerçekleri o zaman
Anlayacaksın..!

Sonra bir şeyler yazmak isteyeceksin
Kafan gibi kalemin de işlemeyecek
Unutmak isteyeceksin her şeyi
Ama unutamayacaksın hiç bir şeyi
Kıvranacaksın!

Etiketler: GRAFİKER 07


babama mektup
Gönderme zamanı 12/24/2008 06:18:19

Ne özledim seni bir bilsen
Nasıl tütüyorsun burnumda,
Yutkunamıyorum seni andıkça,
Hatta nefes alamıyorum
Cüzdanımdaki resmine baktıkça
Issız gecelerimde
Hayaline kapılıyorum sessizce
Şimdi olsaydı diyorum,
Okşasaydı saçlarımı,
Islak gözlerimi silebilseydi,
Bu kadar erken gitmeseydi de
Telimi duvağımı görebilseydi.
Yaşasaydı da dağ dağ gerilerde olsaydı.
Telefonda duyabilseydim sesini,
Rüzgârlar getirseydi kokusunu,
Bir mektubu bir selamı gelseydi
Yılda bir, hatta on yılda bir görseydim,
O benim buğulu gözlerimden
Ben onun mis kokulu ellerinden öpseydim.
Koklasaydı bağrına basa basa
Saçının her teline
Bin buse kondursaydım.
Göğsünde uyusaydım
Bastığı yerlere sürseydim yüzümü
Ama hasret koymasaydı gözümü
Babam deseydim doya doya
Beraber yudumlasaydık çaylarımızı
Beraber yaşasaydık yaşayamadıklarımızı
Sadece rüyamda değil,
Yanımda görebilseydim.
Babacığım keşke seninle aynı gün ölebilseydim.
Ardında aslında mutsuz bir nefes bıraktın,
Kulağımda çınlayan bir hoş ses bıraktın.
Hakkın yoktu, inan hiç hakkın yoktu
Beni çok erken yetim bıraktın.
Ah! Bir bilsen seni ne çok özledim.
İnan o çocuk ruhumla
Gelirsin diye yıllarca bekledim.
Hiç inanmadım öldüğüne,
O çizgili pijamalarınla
Pencerenin önünde buluvereceğim sandım hep,
Uzansam tutacağım sandım
Günde bin kez uzandım,
Bir kez bile tutamadım.
Gördüğüm her ak saçlı adamı
Sensin sandım zaman zaman
Karşımdasın gibi gördüm kimi an
Ama kayboldun duman duman.
Ah bir bilsen babacığım,
Bu yetimlik ne yaman.
Sen gittin gideli sevmiyorum bayramları,
Yalan değil kıskanıyorum
Babalı olanları...
Hele o babalar günü var ya babacığım;
O gün kahroluyorum.
Sanki, derin
Sanki, dipsiz kuyularda boğuluyorum.

 

Etiketler: Grafiker 07




<< Ilk  < Onceki | Sayfa:  2 | 3 | 4 | 5 | 6 | Ileri >  Son >>



*** SanalKahve.com 2008-2023 ***